Vasatlıkta Sınır Tanımayan Türk Dizileri

Kabul edelim ki ne zaman absürt bir şey yaşasak ya da duysak “bu ne kardeşim Türk filmi gibi” deriz, nayır nolamaz, zengin kız fakir oğlan ya da araba çarpınca kör bir insanın birden görmeye başlaması gibi hafızamıza yer etmiş Türk filmleriyle bütünleşmiş efsane sahneler vardır, saçma olabilir ama en azından masum sahneler… 

Yıl 2019 ve bu sektörde bir adım bile ileriye gitmek bir yana, git gide anormalleşmeye başladık, bunda büyük emeği olan tabii ki akıllara zarar diyaloglar ve hikayeleri ile Türk dizileri, her yıl onlarca dizi çekilse de hep tek bir konu üzerinden izleyicinin aklıyla dalga geçen yaratıcılıktan uzak normal bir insanın sinirlerini hoplatan Türk dizileri…

Her dizide obsasif şekilde bir kişiye aşık 2 kişinin anlamsız savaşı ve entrikaları, dizideki çocukların muallak olan biyolojik babaları, kimin eli kimin cebinde belli olmayan aile ilişkileri, aldatma, şiddet ve mafyavari adamların saltanatını öven, o adamların saltanatında cariye gibi yaşayan kadınları bize tatlı hayat diye sergileyen saçma sapan hikayeler, geçen haftalarda herkesin tepki gösterdiği ama ısrarla devam eden şu Karadeniz dizisinin reklamını gördüm, kaçırılıp yatağa bağlanmış bir kızın başına bırakılmış iki DİNAMİT var dizinin kahramanları klasik Hollywood sahnelerindeki gibi yeşil kablo mu kırmızı kablo mu ikilemine filan düşüyor, yeminle bu normal bir zekaya sahip izleyicinin aklıyla dalga geçmekten başka bir şey değil, bu arada aynı dizide esas oğlanın geçen sezon 5-6 defa ölüp dirildiğini konusuna girmek istemiyorum (ciddiyim) normal hayatın akışı bu denli fantastik saçmalık kaldırmıyor bence ve vasatın altındaki hikayeler devam ettikçe ne yazsak izleniyor diyen senaristler çıldırdıkça çıldırıyor!

Bir diğer yaramız korku filmi denemelerimiz. Keşke hiç ama hiç girmesek bu işe; yeminle büyüden, cinden, terk edilmiş köydeki hayaletten kusacağız artık, yapmayın illa birşey yapmak zorunda değilsiniz, mesela gidin kendi çapınızda korkutarak yapılan kamera şakaları çekin ne bileyim, Youtube videosu filan çekin ama lütfen ben korku filmi yaptım diye çıkmayın ortaya. 21.Yuzyılın Türk korku filmi arşivin de leke oluyorsunuz başka bir şey değil!

Geçen senelerde 10 bölümlük Japon bir dizi “Woman”dan uyarlanmış ”Kadın” dizisinin orjinaline sadık kalınarak yapılan 10 bölümü harika ilerlerken, bizim senaristlerin Türk halkına uyarlayıp üstüne bölüm yazmak için hikayeye eklediği, başka kadın, başka kadından olan çocuklar, mafya, silahlar, tehditler, şiddet, alıkoyma, yine bir kişiye aşık 2-3 obsesif ve daha sayamayacağım onlarca saçmalıkla sakız gibi uzatıp tadını kaçırdıkları dizi mesela, gerçekten Türk halkına uyarlandığı zaman neden bu denli çarpıklık ekleniyor dizilere? hiç bunu sordunuz mu kendinize? halkın tv de izleyip “aa bak bu normal bir durum” diye algılayacağı türlü ahlaksızlık her dizide mevcut…

Şunu kabul ediyorum halkın yaşamından esinlenerek yapılmayan tek bir hikaye bile yok, Müge Anlı’da her gün tanık olduğumuz konular ağzımızı açıkta bırakıyor. Öyle hikayeler, öyle çarpıklıklar ve cinayetler var ki tv ekranına ayrıntılı dizi olarak taşımak mümkün değil…

Ben 80-90 lı yılların şanslı çocuklarındanım ve bu yıllarda yaşayıp da o yılları özlemeyen biri olduğunu sanmam, her şeyi güzel hatırlıyoruz değil mi? Dostluklar ve paylaşımlar kaliteliydi, mahallede oynayan çocuklardık biz, komşuluğu yaşamış, mahalle kültürünü almış. O dönemler ne izlerdik? Bir pazar konserimiz vardı sabah klasik müzikle kahvaltı yapardık, cumartesi eğlencesi vardı sanatçılar çıkıp birbirlerine saydırmaz oyunlar oynarlardı adı üstünde eğlenceliydi, gece sinemamız vardı, Perihan Ablamız, Süper Babamız, birde 7 den 77 ye Barış abimiz, ıspanağı çok severim bu arada…

Eskiden bizimkiler dizisi vardı mesela 1989-2002 yılları arasında 13 yıl kesintisiz olarak yayınlanmış hepimizi ekran başına toplamayı başarmış, şu anda bile bir çoğumuzun karakterlerini hatırladığı bir diziydi,  günümüzde 10 bölümden sonra diziyi uzatmak adına türlü ahlaksızlıkları çarpık ve sapık ilişkileri dizilere dolduran senaristlere sormak istiyorum, 13 yıl boyunca devam etmiş bu dizi, ne başkasından peydahlanan çocuklar, ne eli silahlı mafya bozuntuları nede hastalıklı aşk ilişkileri olmadan devam edebiliyorken, sizi günümüzde bu deli saçmalıkları yazmaya iten neden tam olarak nedir? Bozulan ahlakın nedeni siz misiniz? Yoksa siz bozuk ahlakın temsilcisi misiniz? Bence ikincisi, çünkü eskiden de çarpık ilişkiler, şiddet, silahlar, zorbalık, cinayetler ve mafya vardı ama hiçbir zaman sizin şuan yaptığınız gibi normalleştirilip evimize sokulmamıştı !! Peki şu an o dizileri bilinçsiz anne babaları ile izleyen çocukların normalleri sizce nasıldır? Sayenizde evet! sonuç olarak iyiliğe ve güzelliğe hizmet etmediğinize eminiz…

Ayrıca yapılan işlerin kalitesi ortada!

Türk dizileri: bakışmaları, kapı aralığından duyulan 15 dakika boyunca dinlenen gizli kalmış sırları, müzik klibi tadındaki anlamsız flashback sahneleri, tik-tok videosu kıvamındaki abuk sabuk sahneleri ve reklamları çıkarınca 15 dakika filan sürüyor, ayrıca Allah aşkına neden her zaman bir yanlış anlaşılma yaşanıyor bu dizilerde? Esas oğlan hep kötü karakterle görüştüğünde esas kız mutlaka konuşmaları duyar ve yanlış anlar, çoğu zaman 10 defa çaldığı halde o telefona asla vaktinde yetişilmediğini görürüz ve sonrasında kader ağlarını neden hemen örmeye başlar? Birde bir klasik vardır ki bekleyen kişinin, tam da beklenen gelmeye karar verdiği anda bekleme yerinden ayrılması sırf bu nedenle 5 bölüm daha uzar dizi, zaman doldurmak için türlü saçmalıklar reva görülür, zavallı izleyiciye ve gerçekten emeğe yazık.  Kısaca, devamlı birbirini tokatlayan, evden kovan, silah çeken tehditkar tipler ekranlarımızı karartmaktadır, sonra dizi oyuncuları 120 dakika bölüm çekip insanı koşullarda çalışmıyoruz diye ayaklanıyor. Kardeşim bakışmaları, saçma talihsizlikleri, tik-tok videolarını atsanız zaten dizi süresi normale dönecek, sizde bizde rahat edeceğiz, boşuna hamallık yaptırıyorlar size, bizimde aklımızla dalga geçip zamanımızı çalıyorlar! Kanal sahipleri hariç bu durumdan mutlu olan kimse yok bu konuda hemfikiriz…

Şu an Mucize doktor diye bir dizi başladı tabii ki mukayese dahi edilemeyeceğimiz Güney Kore ”Good Doctor”  isimli diziden uyarlama, insanlara yardımı, iyiliğin gücünü, otizm hakkında farkındalığı, azmi, zaferi yani insancıl bütün güzellikleri bize aktarma derdinde harika bir dizi ve korkum sadık kalınan bölümlerden sonra bizim dahi senaristlerin hastanenin mafyanın eline geçmesi, mucize doktorun babasının bir başkasının çıkması veya ne bileyim bu sefer değişiklik yapıp belki de annesini başka biri çıkartırlar gayet yaratıcılar sonuçta bu konuda, kısaca uzatmak adına yine deli saçması şeyler yapmalarından korkmuyor değilim, bu arada dizide hastane yönetimindeki kadınlar neden gece kıyafeti ile dolaşıyor hastanede? Yani izlerseniz bana hak vereceksiniz kısaca dizinin stil danışmanı her kimse onun vasatlığına bir öpücük benden! Hayatını tv de gördüğü şeylerle şekillendiren ciddi bir kesim varken, insanlara iyiliğin, sevginin, paylaşmanın ve hayatta iyilikle gelen mucizlerin güzelliklerine inandırmayı değil de, türlü ahlaksızlıklara zorbalıklara şiddete yönlendiren ve bunun normalleşmesinde payı olan herkesi nefretle kınıyorum..

Türk Dizileri ve Sineması ile ilgili söylenmiş dünya çapında takdir görmüş bir eleştirmenin, kuruluşun veya araştırmanın övgüsüyle bitirmek isterdim yazımı ama maalesef yok!

 Ama size şöyle bir araştırmanın kısa bir bölümünü verebilirim, her şeyin özeti olur sanırım;

“Türk dizilerini Ortadoğu, Kuzey Afrika’da bu kadar popüler yapan ne? Dizileri tek tek inceleyen Antropolog Tayfun Atay’a göre asıl olan oryantalist bakış açısı ve ekliyor ”Arap dünyasında rağbet gören pembe dizilerimizin bu dünya açısından çekici yanı seküler hayatın İslami bir kültür içerisinde var edilebilmesinin örneğini oluşturması. Özellikle Arap kadınına hitap eden; geleneklerine bağlı, özgür kadın tipinin Arap dünyasındaki ataerkil örüntünün içinde bir yeni seçenek, model olmasıyla ilişkili” 

Bu arada dizi sektörümüz

Türker İnanoğlu’na göre Ortadoğu’ya demokrasi getiren bir sektör!

Kısaca konunun bizimle alakası yok yani arkadaşlar!

Böyle işte…

Sevgiler…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*