Gerçek Gündem

“Hükümetin üç temel işlevi vardır: Ulusun askeri anlamda savunmasını sağlamalıdır. Bireyler arasındaki sözleşme hukukunu gözetmelidir. Vatandaşlarını ise, kendilerine veya mallarına karşı işlenen suçlardan korumalıdır. Hükümet, iyi niyetli olarak ekonomiyi regüle ettiği, toplumsal ahlakı yasa ile düzenlendiği ve belli kesimlerin çıkarlarını desteklediği zaman; bu müdahalelerin maliyeti genel anlamda verimsizlik, motivasyon eksikliği ve özgürlüklerin gerilemesi şeklinde olur. Hükümet sahada aktif bir oyuncu değil, hakem olmalıdır.”Milton Friedman (1912-2006)

********

Türkiye ekonomisi, TL’deki son değer kaybı nedeniyle tekrar dünya basınında adından söz ettirmeyi başardı. Dünyada fiyatlar düşerken Türkiye’de arttığına dikkat çeken Bloomberg, “Türkiye stagflasyonla boğuşuyor” dedi. İngiliz Financial Times ise sene başından bu yana 60 milyar dolar harcanmasına rağmen TL’nin değer kaybının önlenemediğine işaret etti. Rabobank stratejisti Piotr Matys, “Türkiye’de rezervlerin durumu gerçekten kaygı verici ve ülke ince bir buz üzerinde yürüyor. 
Çok ağır bir şekilde müdahale ediyorlar ve soru şu ki daha ne kadar süre bunu yapabilirler” dedi ve  31 Temmuz 2020 Cuma itibariyle;

1 Euro eşittir 8,29 Türk Lirası1 ABD Doları eşittir 6,98 Türk Lirası

 Gram altın bugün de 438 TL’nin üzerine çıkarak tarihi rekorunu yeniledi. Altının ons fiyatında yaşanan yükselişten aldığı destekle haftanın son işlem gününde de rekor üzerine rekor kıran gram altın fiyatları; tarihi zirvesini 439.92 liraya taşıdı. Gram altın saat 17.19 itibarıyla 439.90 lira seviyesinde işlem görürken;  aynı dakikalarda çeyrek altın 688 lira, Cumhuriyet altını da 2 bin 737 liradan satılıyor.

*******

Reuters’ta yayınlanan bir analize göre Türkiye için öne çıkan ekonomik riskler arasında döviz rezervlerinin durumu, makro ekonomik sorunlar, faizler, kredi sıkışıklığı ve siyasi meseleler bulunuyor.

1) REZERVLERİN DURUMU

TCMB’nin net uluslararası rezervleri bu yıl 40 milyar dolardan yaklaşık 25 milyar dolara indi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Türkiye’nin yeterli olandan da fazla döviz rezervi olduğunu söyleyerek, sermaye kontrolleri getirilmesi gibi bir planları olmadığını belirtmişti. Albayrak’ın açıklamaları yatırımcıların endişelerini yatıştırmakta sınırlı kaldı.Bazı analistler, mevcut gidişatın devamı halinde rezervlerin aylar içinde tükenebileceğini öngörüyorlar. Birçoğu ise durumun bu kadar ağırlaşmasına izin verilmeyeceğini düşünüyor. Rezervler ise dün açıklanan verilere göre Mart’tan beri ilk kez artış gösterdi.TCMB’nin net uluslararası rezervleri son olarak dün, art arda dört hafta düşüşün ardından 1 Mayıs itibarıyla 28 milyar dolara çıktı.

2) MAKRO EKONOMİK SORUN

Türkiye iki yıldan kısa bir süre içinde ikinci resesyonunu yaşayacak gibi gözüküyor. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre koronavirüsün etkileri nedeniyle ekonominin yüzde 5 daralması bekleniyor. Kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, bütçe açığının bu yıl GSYH’nın %5’ine çıkarak rekor seviyeye ulaşacağını ve bu yılın turizm için büyük ölçüde kayıp bir sezon olacağını tahmin etti. Ekonomi üzerinde oluşan baskılara dikkat çeken bu unsurlara karşılık uluslararası petrol fiyatlarındaki düşüş, enerji ithalatçısı Türkiye’ye yardımcı olabilir. Ancak TL’deki değer kaybı enerji fiyatlarındaki düşüşün faydalarını azaltıyor.

3) DÜŞÜK FAİZLER

TCMB neredeyse bir yıldır faizleri düşürüyor. Ancak faizler o kadar hızlı düştü ki mevcut enflasyonun altında kaldı. Böyle olunca yatırımcılar, TL cinsi varlıkların taşıdığı riskleri göz önüne alarak yeterince yüksek getiri sağlayıp sağlamadıklarını sorguluyorlar.

4) KREDİ SIKIŞIKLIĞI

S&P Global’in Çarşamba günü açıkladığı tahminlere göre, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki 12 ay içinde 168 milyar dolara yakın, yani GSYH’sının yaklaşık yüzde 24’ü kadar borcu çevirmesi gerekiyor. Ayrıca TL’nin tarihi dip seviyeleri görmesi devletin ve şirketlerin dolar cinsi borçlarının geri ödemesini daha da maliyetli hale getiriyor. Türkiye’nin 168 milyar dolar kısa vadeli dış borca karşılık sadece 85 milyar dolar brüt döviz rezervine sahip olması, ülkenin borç çevirme karşılama oranının (coverage ratio) %50 ile gelişmekte olan ülkeler arasında en düşük oranlardan birine sahip olduğunu gösteriyor.

5) SİYASİ MESELELER

Birçok siyasi mesele ile para ve maliye politikası hakkındaki sorun yatırımcılarda endişe yaratıyor.Bunlar arasında, Ankara’nın Rus yapımı S-400 füze sistemini satın alması ile birlikte ABD ilişkilerinde gerilimin tırmanması, Suriye’deki savaş, Avrupa ülkeleriyle yaşanan göçmen sorunu ve yine Avrupa ülkeleriyle Kıbrıs adasının yakınlarındaki petrol ve gaz arama hakları konusunda yaşanan gerilim yer alıyor.Bu uluslararası meselelerin yanı sıra, faizlerin düşürülmesi ve TL üzerinde daha fazla kontrol sağlamaya yönelik siyasi bir yönlendirme de söz konusu.Yatırımcıların tutunduğu dallardan biri olan Türkiye ile Fed arasında dolar swap hattı kurulması beklentisi ise, bir Fed yetkilisinin yaptığı, swap hatlarının “karşılıklı güven” ilişkisi tesis edilen ülkeler ile kurulacağı açıklaması sonrası zayıflamış görünüyor.
Bu vahim tablodan da anlaşılacağı üzere biz Ayasofya, hilafet, şeriat gibi muhtelif suni gündemlerle oyalanırken Türkiye ekonomisi avaz avaz “bana yardım edin!” diye bağırıyor. Ve hiç kuşku yok ki, yaratılan suni gündemler bir zaman sonra,  kötü gidişatı maskelemeye yetmeyecek.  

Haftaya tekrar görüşmek umuduyla

Sağlıcakla kalın

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*