Gençlik Elden Gidiyor!

Kendisini ifade etmeye çekinen bir gençlik yetişiyor. Hatta bu gençlik geleceğini, istikbalini yurt dışında arıyor. Nedeni, belki de mevcut tüm siyasi oluşumun gençlere verebilecekleri bir şey yok olması! Ya da bu gençlik kendilerine gelecek verilebileceğine inanmıyor.

İnsan onuru ayaklar altına alındıktan sonra siyasilerin; “Efendim, teşkilatları değişelim. Söylemleri yumuşatalım. Şunu yapalım, bunu yapalım” şeklindeki söylemleri ne derece inandırıcı olur sormak lazım!

Her insan özgür bir ülkede yaşamak ister. Özgürce fikrini söyleyebilmek, özgürce yazmak ister.

Bugün, sokakta gezen gençlere soralım; Suudi Arabistan, Sudan, Irak, İran, Suriye vb. gibi ülkelerde mi yaşamak isterler yoksa AB, ABD ve gelişmiş ülkelerde mi? Eminim, her biri, batıyı gösterecektir. Dolayısıyla, herkes özgürlüklerin, hak ve hukukun olduğu, insan faktörünün önemli olduğu ülkelerde yaşam sürdürmek ister. Her insan, insan haklarının zirvede olduğu, hukukun üstün olduğu ülkelerde yaşamayı arzu eder. Bu da onların ve tüm insanların en doğal hakkıdır elbette.

Etrafımızda bilgili, kültürlü insanlar var. Geçmişi yaşayan, geçmiş siyasi oluşumları iyi bilen analiz edenler var.

Bugün; ‘Toplanma özgürlüğünün, basın özgürlüğünün varlığı kalmamış. Fikir özgürlüğü diye bir şey kalmamış’ diyerek tepki gösteriyorlar.

Ve aynı cenah, düşünen ve sorgulanan bir toplum inşa edilmediğinden yana serzenişte bulunuyor. Eleştirisel bir toplum inşa edilmediğinden şikâyetçiler. Haliyle böyle bir toplumdan düşünen, sorgulayan bir toplum inşa edilmiyor maalesef. İşte böyle olduğunda, hiç kimsenin istemediği, isteyemeyeceği, kindar bir toplum yetişmesinin haliyle kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.

Hangi kesimden olursa olsun, bu ülkede birbirine sürekli diş bileyen kesimlerin, siyasi oluşumların varlığının önüne geçilmeli. Aksi takdirde, sayıları milyonları bulan bu gençlik elimizden avucumuzdan kaçıp gidecek ve bizler de dizlerimizi dövmek zorunda kalacağız.

Refah ve özgürlüğü kalıcı sağlamak için, çok güçlü bir devlet yapısına ihtiyacımız olduğu aşikâr. Bu nedenle, güçlü bir toplum; güçlü bir parlamentosu olan, güçlü STK’sı olan, güçlü ve özgür basını olan, güçlü sendikaları olan aktif bir toplumunun önünde hiçbir güç duramaz.

Toplumun zayıf olduğu bir ortamda, demokratik bir kültürün ilerlemesi, demokrasinin gelişmesi ne denli mümkün varın siz düşünün!

İnsanlar, korktukları, hedef olmaktan çekindikleri veya menfaatlerinin elden gidecek endişesiyle her şeyi oluruna bırakmış olmaları gerçekleri görmezden gelen sayısını artırdığı gözlemleniyor. Aslına bakarsanız, “En fazla korkanlar, en fazla bağıranlardır” sözünden hareketle, maalesef, daha fazla korkan, korku sürecini devam ettirmek istiyor sanki.

Bugün cesaret edemediğin için yapamadığınız şeyleri, yarın zamanın olmadığı için yapamayabilirsin ve bugün yanında olanlar yarın yanında olmayabilir.

Paulo Coelho

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*