BABAMIN ÖLDÜĞÜ GÜN, BEN BÜYÜDÜM

Halk Musîkisi’nin genç yaşta kaybettiği, derlemeleriyle TRT Repertuvarını zenginleştirip dillere pelesenk olmuş türkülerin usta ve duayen ismi Mazlum Nusret Kılıçkıran’ın bir türkü adını isim olarak koyduğu kızıdır sanatçı Fidayda Kılıçkıran

Cemal Bilge/ 1983 yılında İzmir’de dünyaya geldi güzel kız. Babasını kaybettiği güne kadar bebekliğinden çocukluğuna hayatının gelmiş ama geçmeyecek en güzel 7 yılıydı o, 2 bin 555 günlük zaman dilimi.

7 YAŞINDA 70 YILLIK ACIYI TATTI

7 yaşında ki Türkü-kız’ın; kapıya gelenin getirdiği kara haberle 70 yıl birden yaşlandığını hissettiği hayatının en büyük ve en özel acısıydı babasının ölümü.

Anlayacağınız; gençliğini yaşayamadan bir günde büyüdü, koskoca bir kadın oldu Fidayda Kılıçkıran.

O GÜNDEN SONRA SU GİBİ AKTI ZAMAN

Ailenin üçüncü ve en küçük kızıydı Fidayda. Daha çocukken bilenmişti oyunculuğa. Tiyatroydu en çok sevdiği… Ve sahnesinde rolden role uçan bir tiyatrocu olmaktı en büyük hayali.

İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye eğitim aldığı bütün okullarda öğretmenlerinin anlattığı her dersi Kültür ve Sanat’mış gibi dinledi Fidayda.

DERSLER ONUN İÇİN BU ANLAMA GELİYORDU

Matematik’ten Fen’e, Sosyal Bilgiler’den Tarih’e bütün dersler Kültür Sanat’tı Fidayda’nın göz ve gönlünde.

Matematik’te rakamlar raks eden balet ile balerin, Fen’in su ve havası dekoruydu sahnesinin, Tarih’i tarih yapan isimlerse oynadığını düşlediği masalların kral, prens ve prensesleriydi Fidayda için. 

HOCASINI BABASININ YERİNE KOYDU

Özetle, O’na göre dünya bir tiyatro, O ise hayallerinde tiyatrosunun dev sahnesinde tek kişilik oyunlar oynayan bir yıldızdı yıllarca

Ta ki bir gün kendisini Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin kapısında görene kadar…

O’nun hayatında babasından sonra gelen ikinci isimdir Müjdat Gezen adı. Gezen’i konservatuar öğrencileri içinde belki de en çok seven öğrenciydi Fidayda.

Öyle böyle bir sevgi değil O’nunkisi. 35 yıllık tiyatro sanatçısı olmasına rağmen konu Müjdat’tan açıldığında görülmesi gereken bir yüz ifadesi vardır yüzünde. Ellerinden dudaklarına titremediği uvzu kalmaz Kılıçkıran’ın.

MEVZU MÜJDAT GEZEN OLDUĞUNDA

ZAMAN DURUR O’NUN HAYATINDA

Babası gibi sevdiği ustasının herhangi bir ortamda, herhangi bir nedenle ismi geçtiğinde O’na duyduğu sevgidir güzel oyuncuyu saçının telinden ayağının tırnağına kadar her yerini titreten..

Müjdat’ı herkes bir biçimde sevmiştir sevmesine de, Türkü-kız’ın ustasına olan sevgisi bir başkadır hatta tartışılmayacak kadar büyüktür kalbinde.

Türk Halk Musikisi’nin duayeni bir baba ile çocukların, kitaplarını severek okuduğu masal yazarı bir annenin kızıdır Fidayda. Kendisi gibi ünlü bir de ablası vardır. Ortanca kızkardeşse her ikisinin de menajeri, aynı zamanda yaşam koçluklarını yapan Nazlı Ceren’dir.

Çaktırmayın, üçü de birbirinden güzel, üçü de birbirinden yetenekli ve üçü de sahibi oldukları şöhreti Ş’sinden T’sine hak etmiş kardeşlerdir.

MEZUNİYETLE BİRLİKTE İŞE HIZLI BAŞLADI

4 yıllık konservatuar hayatından sonra tiyatro ve film dünyasına bir girişi vardı ki bizim kızın, en yakınındakilerden tutunda en uzaklardakilere kadar kıskanmayan kalmadı Sarı Şeker’i.

Çiçek Taksi

Yine de Aşığınım

Unutma Beni

Kızlar Yurdu

Arka Sokaklar

Biliyor musunuz? Rol aldığı bu dizilerin toplum zihninde kalıcı, gönüllerde ise sevilmesine vesile olan çok özel bir oyunculuktu Fidayda’nın sergilediği performans

İşte bunlar da tiyatroda görev aldığı oyunlardan birkaç örnek size :

Keşanlı Ali Destanı

Iysitrada

Macbeth

Adalet Pantolonun Kemeridir

Cadı Kazanı

Evsiz Kediler

Diğerlerini saymıyoruz çünkü siz onu en az bizim kadar iyi tanıyorsunuz.

SADECE İYİ BİR OYUNCU DEĞİL

İZMİR’İN EN GÜZEL KIZIDIR FİDAYDA

Boyu ile posu ile bir güzellik abidesidir Fidayda. Sanatın birinci koşulu erkekte yakışıklılık kadında güzellikse Allah’ın bol kepçeden sunduğu bir güzelliktir Kılıçkıran’ın ki.

Uzun yıllar tiyatro sahnesi ile film setleri arasında mekik dokudu İzmirli oyuncu. Özel hayatında biraz sinirli olsa da sahnenin ve setlerin kuzusuydu adeta.

Yapımcısından yönetmenine film şirketlerinin saygısına hayran kaldığı bir sanatçıydı Kılıçkıran. Kendisinden isteneni en kusursuzundan sundu prodüksiyonun kurmaylarına.

MÜTEVAZI OLUŞU ONA HEP KAZANDIRDI

Özellikle yönetmenlerin rolü ile ilgili kendisinden istedikleri her oyunu başarıyla sundu onlara.

Çok bilmişlik yapmadı hiçbir zaman. Hep mülayim, hep tevazukâr ve hep söz dinleyen şirin bir kız oldu set ve sahnelerde.

Böyle olunca da kazanan hep kendisi oldu. Çünkü bir oyuncunun sevilmesi setten ve başlanıyorsa; Fidayda sahibi olduğu alçak gönüllülüğü ile maça 2-0 önde başladı bu karakteristik özelliği ile.

İŞTE O’NUN ÇALIŞTIĞI İSİMLERDEN BİR KAÇI

Müjdat GezenGöksel KortayHaldun DormenCemil Çetin gibi ustaların olduğu projelerde görev aldı Kılıçkıran. Çok mutlu bir oyunculuk süreciydi yaşadığı. Milletin ancak gazete, televizyon ve dergilerden tanıdığı, fotoğraf ve görüntülerine bakıp mutlu olduğu o ünlü ve devasa isimlerin hayatında bir meslektaş unvanıyla vardı Fidayda.

“Kimbilir onlarla arasında ne kadar değerli diyaloglar geçiyordur” diye düşündürdü çevresini. O, usta isimlerle ekmeği bölüşüyor olmaktan, ustalarsa onun gibi özel bir yeteneğin kendileriyle olmasından mutluydu.

Neşe içinde geçti tiyatro ve set yaşamı. İşin en güzel yanı canlandırdığı rollerde adını izleyici hafızasına yazdırabiliyordu.

İSMİNİ EZBERLETEN ENDER SANATÇILARDAN

Onunla ilgili bölümler ekranda ya da sahnede başladığında televizyon başındaki ile tiyatroda ki izleyici yanındakini dürtüp “İşte bak bu kızın adı Fidayda Kılıçkıran” dedirtebiliyordu

İşte böyle ünlü oldu sevilen oyuncu. Dedik ya, tiyatro sahnesinden inip film setlerine koşmakla geçti gençliğinin en güzel yılları.

Ta ki bir gün kendi tiyatrosunu kurana dek

KENDİ TİYATROSUNU KURUYOR

Gerçek bir çocuk sever olan Kılıçkıran profesyonel iş yaşamından kazandığı paralarla bir süre sonra İzmir’de bir çocuk tiyatrosu kurdu. Adını da Sahnenin Perileri koydu. Tiyatrosunu kurarken en büyük desteği çok sevdiği öğretmeni ve ustası Müjdat Gezen’den gördü.

Gezen’den ‘bir tiyatro nasıl kurulur’dan ziyade ‘kurulan bir tiyatro nasıl yaşar ve nasıl ayakta kalır’ konusunda uzunca bir öğüt ve ders aldıktan sonra düğmeye basan Kılıçkıran, o gün bugündür kaptanlığını yaptığı sanat gemisiyle kültür okyanusunda aheste aheste gidiyor

ÇOCUKLARIN TİYATROCU ABLASIYIM, YETMEZ Mİ?

İzmir başta olmak üzere turne turne gittiği illerde Türkiye’nin birbirinden zeki, güzel ve istikbal kokulu miniklerine birbirinden güzel oyunlar oynayan ünlü sanatçı kendisini dikkatle dinleyen arkadaşımız Cemal Bilge’ye, “Bütün bu yaşadıklarımın sonunda ulaşmayı istediğim hedef işte buydu. Bütün arzum; Kendi tiyatromu kurmak, çok sevdiğim çocukların duygu, düşünce ve yarınlarına etki edecek oyunlar oynamak, büyüyüp yaşlandıklarında daima hatırlayacakları, unutamayacakları bir ‘Tiyatrocu Abla’ olarak hafızalarına kazınmak”

CORONA BELAMIZ OLDU

“Corona’ya kadar herşey yolunda gidiyordu” diyor Fidayda Kılıçkıran.

“Corona ile birlikte bütün bir dünya, bütün bir ülke gibi bizde durduk” diyor ve ekliyor, “Türkiye’nin en çok satan romanının oyununu sahnelemeye hazırlanıyorduk ki Corona belası çıktı başımıza. Stop ettik. Mecburduk etmeye. Nasıl ki ben kendi çocuğumun zarar göreceği hiçbir şey yapmıyorsam, tiyatroma gelen çocuklar içinde aynısını düşünüyorum. Corona’ya rağmen tiyatromu açık tutar, oyunlarımı oynar, yine minik dostlarımla eğlenceli dakikalara saatlere imza atardım. Peki ben bunu yaparken beni ve ekibimi izlemeye gelen çocuklar arasında Corona’ya yakalananlar olursa? Bunun vicdanen hesabını nasıl verirdim Allah’a?”

İşte sözün bittiği yer

“Haklısın Fidayda”

Sevgili okurlar: Türkiye’de sanat adına hizmet vermenin ne denli zor olduğunu az ya da çok bilirsiniz. 7 yaşından bugüne yaşadıklarını özetlemeye çalıştığımız ve bir çoğunuzun hayran olduğunu bildiğimiz Fidayda Kılıçkıran, yani nam-ı diğer Türkü Kız’ın hikayesiydi okuduğunuz.

Bir başka özel ve güzel kadının hikayesinde buluşmak dileği ile. Şimdilik hoşçakalınız.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*