Sigara, Aşk ve Siyaset

Sigara, aşk ve siyaset, birini mutlaka tatmışızdır. Tatmadıysak, yaşamımız tatsız, tuzsuz geçmiştir ya da geçiyor demektir. Doğuştan bağımlıyızdır ve birşeye bağımlı olmadan bunu anlayamayız. Anlayamadığımız bir zayıflığımızı da çözemeyiz.

Bağımlılık davranışlarımızı bozar. 

Adı üstünde bağımlılıktır.

Onsuz olamayacağımız, istesek de bırakamayacağızmız şeydir. İçimizden gelmese de ilişkimizi devam ettirdiğimiz şeydir. Bağımlılık ilişkisi hissettiğimizden, düşündüğümüzden ödün vermeye götürür bizi. İçimizden geldiği gibi davranamayız. O olmadan hayat eksik, anlamsızdır ve biz değersizizdir. Bu duygular her tür bağımlılık davranışı için geçerlidir. Nesnesi değişse de, bize hissettirdiği duygu, etkilediği davranış kalıpları değişmez. Bizi biz olmaktan çıkartır.

Siyasete bağımlılık, bağımlılık gibi algılanmasa da, hem kişi hem de toplum açısından önemli bir sorundur. Bazen dengesiz tepkilerle kendini gösterir, kişi tepki göstermesi gereken yerlerde kendini ifade etmez, masaya yumruğunu vurmaz, önemli olmayan meselelerde esip gürler, çevresindeki herkeste soru işaretleri uyandırır, tedirgin eder. Bazen söylediği sözü yedirtir, ayaklarına bağ yapar, büyük laf ettirip sonra da yükünü çektirir, kişiyi ve çevresindekileri çelişki içinde bırakır. Bazen herkese gül dağıttırır, herkese gül dağıtan dikenini saklıyor demektir ve bu diken yüzüne tebessüm ettiği kişilerin bir yanına bir gün batar, batırana suçluluk duygusu, batana, ona umut bağlayanlara hayal kırıklığı yaşatır. Ve bazen de çevresindeki insanlara ilkesizlik olarak yansıyacak davranışlar sergilemesine, siyasetçiye olan güvenin tümden ortadan kalkmasına neden olur

Bu açıdan bakıldığında siyaseti; düşündüğü, inandığı gibi yapan, içinden geldiği gibi davranan, siyasete bağımlı olmayan siyasetçi neredeyse yok gibidir. Bu bir kişilik durumudur ve parti ayrımı gözetmez.

Hoşçakalın, sağlıcakla kalın…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*