İstismarcı Ruhların Küçük Zaferleri

Kendimi bildim bileli bir insanı ya da bir canlıyı bilinçli, isteyerek ve planlayarak üzmedim, kırmadım dalga geçmedim, istismar ve suistimal etmedim. Hatta ve hatta bana bu şekilde yaklaşan insanları bile kırmadım, yormadım sessizce yok oldum hayatlarından. Çok canım yanmadıkça yalanlarını bile vurmadım yüzlerine, küçük düşürmedim ve değersizleştirmedim kimseyi…

İyi bir insan olduğum için değil, yalan söyleyebilen istismarcı ruhların söyledikleri yalanları canları pahasına savunup üstüne seni lekeleyecek kadar güçlü savunmaları olduğunu bildiğim için!

Dürüst insanlar yaşadıkları hiç bir olaydan ders çıkarmazlar, banane ben insanlara güvenmekten vaz geçmeyeceğim, insanlar dürüst olmayı öğrenecek direncini gösterirler..

Sadece bu bile takdiri hak eden bir duruştur!

Hayatımın hiç bir döneminde anlamadım ve anlamayı da sonuna kadar red edeceğim. Neden bir insan ona hiç bir zararı dokunmamış sadece güvenmiş bir insana egosu ve çıkarları için tuzaklar kurup o tuzağa düşüşünü, çırpınışlarını zafer ve zevkle izleyebilir? Bunu ona yaptıran güdü ne? Birini yalanına inandırmayı başarı diye girdiği ortamda gözlerinde gurur ile anlatmak nasıl saf bir kötülüktür…

Düşünsene bir insan evladı karşısındakine inanıyor, güveniyor belki de onun sayesinde umutlanıyor ama onun tek gayesi o insanı inandırdığı  durumlar üzerinden kazanmayı planladığı egosal zaferler ve çıkarlar…

Bir insanın bu denli küçük zaferlerle mutlu olabilmesini neye bağlarız? Neyle açıklarız? Genetik bir miras mı dersiniz? Çevresel faktörler mi? Kendiyle ilgili nasıl bir eksikliğin acısını böyle alıyor dersiniz? Hayatta var oluşunu, yaşam amacını sadece bir insanın güvenini yalandan kazanmak üzerine kurmuş insanlar var arkadaşlıkta, iş’te aile içinde, aşkta söylediği yalanlara en başta kendi inanarak tek bir gerçek hisle yaklaşmadığı insanlardan enerji emerek yaşamını sürdüren kusurlu ruhlar var!

Bir insanın yüzünde gülücük, kalbinde umut, gözlerinde ışıltı yaratıp bunun fiyasko bir yalan olduğunu sadece kendisinin bilmesinin verdiği hazla koltukları kabaran kötü ruhlar…

Yaşlıları, engellileri, hasta insanları, evlenmek isteyen masum kadınları, küçüçük çocukları, hayatını bir kadınla birleştirmek için varını yoğunu ortaya koyan adamları, vurgun yapmak için sokakta, çöplükte, ormanda yaşam mücadelesi veren patili dostları kullananların içindeki saf kötülüğü ve vicdansızlığı nasıl açıklarız?

Kendi çıkarları ve küçük hesapları için masumiyeti ve güveni kullanan insanların ucuz ve küçük zaferleri…

Ben yine de;

 İnsanlara güvenmekten vazgeçmeyeceğim, insanlar dürüst olmayı öğrenecek.

Diyorum!

Seviyorum bu duruşu ve arkasındayım ,çünkü hayat bana dürüst olunarak hiç bir şeyi kaybetmediğimi, sadece dürüstlük karşısında eriyen değersiz şeylerden kurtulduğumu öğretti…

Ve buda sevdiğim kısa bir hikaye;

”Ateşin ortasında yanmakta olan yılanı gören adam onu yangından kurtarmaya çalışır. Yılan kendisini kurtarmaya çalışan adamı ısırınca, adam acılar içerisinde yılanı ateşlerin arasına düşürür. Ama vazgeçmez, bu sefer bulduğu demir çubuk ile yılanı tekrar yangından kurtarır. Olayı gören bir diğer kişi “ Yılan seni ısırdı, neden kurtarıyorsun? “ diye sorar. Adam cevap verir “ Isırmak yılanın doğasında var ve bu benim doğamı değiştiremez! “

Sırf birisi size zarar verdi diye bu durumun sizi değiştirmesine ve iyiliğinizi kaybetmenize sebep olmasına asla izin vermeyin!

Hepimiz, istisnasız sonsuz güven duyduğumuz yanlış insanlar tarafından büyük bir prodüksiyonun içinde olduğumuzu anladığımız o yıkıcı anları yaşamışızdır, yok benim başıma gelmedi diyen varsa, kardeş sen fark etmemişsin olanı biteni boşver geçen geçmiş, bitmiş ve bu yönünü sev emi? Mutluluk orda çünkü  derim ona!

Yaşadığımız yıkımlar sonrasında hangimiz bir başkasına aynı şeyi yapmaya kalktık? Hangimiz zamanında bana bunu yaptılar deyip hıncımızı konuyla alakası olmayan başka bir insandan çıkardık?

Hangimizin hamurunda birine seni seviyorum derken, başka birine seni özledim demek var?

Hangimizin hamurunda hasta çocuğunun tedavi masrafını gözünün içine baka baka umut vererek çalacak vicdansızlık var?

Hangimizin hamurunda para için çoluk çocuk mültecileri 50 metre sonra batacağı garanti bir kayık ve içi sünger dolu can yelekleriyle denize salacak canavar var?

Saya saya içinizi karartmayayım, en küçükten en ölümcül olanına kadar bir insanın umutlarıyla oynayıp, hayatını karartıp hatta elinden alanların kafasını yastığa rahat koyduğu ve hatta huzurla uykuya daldığı insanların kimyalarını anlayabilmek bizi oldukça aşan bir durum…

Bazen empatiyi abartıp bu kötü ruhların nasıl ortamlarda yetişip, bu denli saf kötü olduklarını düşünürken buluyorum kendimi, sonra aklıma olabilecek en kötü ortamlardan çıkan melek gibi insanlar geliyor.

Hepimizin tıpkı ay gibi kimsenin görmediği karanlık bir yüzü vardır, kimse ben mükemmelim diyemez ama açıkçası karanlık yüz deyince de kimse kusura bakmasın ama birine yalandan umut vermek de girmez. Benimde karanlık yüzüm bu işte deyip sakın kendinizi kandırmaya kalkmayın yani.

Hiçbirimiz yapılan kötülükleri engelleme şansına sahip olamayabiliriz ama iyilikleri çoğaltmak her zaman elimizde, hayat gerçekten mükemmel bir planla ilerliyor, yapılan her kötülükte her iyilikte karşılığını bize bir şekilde veriyor…

İyiler hikayenin sonunda mutlaka kazanıyor yani arkadaşlar…

Yazımı bitirirken

DR. Morgan Scott Peck tarafından kaleme alınmış, ”Kötülüğün psikolojisi” adında ki kötülüğün psikolojik temellerini ele alan kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Ve bitirirken de o kitaptan sevdiğim bir alıntıyla haftaya görüşürüz diyorum 🙂

Hayatın anlamı iyilik ve kötülük arasındaki mücadele ve iyiliğin kazanacağına duyulan inançtır.

DR. Morgan Scott Peck

Sevgiler…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*