En Dobra Sevgidir Hayvan Sevgisi

Kendimi bildim bileli hayatımda bir hayvan dostum oldu, sanırım bunun için aileme teşekkür etmem gerekli, gerçi her aklıma geldiğinde bunu yapıyorum, ruhumun empati ve koşulsuz sevgiye açık olması onların bana yaptığı bu güzellikle mümkün oldu ve gelişti.

İlk önce balıklarım oldu, sonra tavşanım, kısa bir dönem yılanım, sonra kaplumbağam, iki tane kirpim, bu arada kirpilerimin olduğu dönem İzmir’de çok fazla deprem oluyordu inanın deprem olmadan iki-üç dakika önce kirpilerim bağırmaya başlıyordu, kirpi bağırır mı demeyin aynı bir fare gibi çığlık atıyorlar. O dönem bizim apartman benim kirpilerimin sözüyle sokaklara çıkıyor, deprem olunca “vay canına kirpilere bak sen” diye hayretle kirpilere süper kahraman muamelesi yapıyordu, canlarım benim ya!

Sonra ilk kez bir köpeğim oldu  “TOPAK” ilkokuldaydım odamda kulübesi beraber yaşıyorduk, bebekti o da, işin hatırladığım en güzel yanı ne biliyor musunuz? Her gün okula gittiğim halde gece onun ağlaması, beslenmesi çişi ile sabaha kadar ben ilgileniyordum, şart buydu çünkü, severekte yapıyordum, iyi ki de ilkokul çağında ailem bana bunu yaşatmış, onlara tekrar teşekkür ediyorum.

Topak yavaştan büyüdü ve okuldan önce artık sabah gezmelerine başladık, Fatih Koleji’nin giriş saati bir gün benden biraz büyük kolejli bir kız aşık oldu Topağa, artık her gün onu gezdirirken o kız bizi bekliyor, onu seviyordu rutine dönmüştü buluşmamız.

Topağın cinsi Belçika Bouvier idi, yani devasal tüylü bir ayı yavrusu olacaktı. Bizim evimiz 3 odalı bir apartman dairesi, bir gün kıza acaba büyüyünce mutsuz olur mu endişemden bahsettim tabii ki kız hemen atladı ve yalvarmaya başladı, bahçeli bir villada oturduklarından, ailesine Topaktan bahsettiğinden, eğer ben kabul edersem ailesi ile birlikte gelip Topağı alabileceklerinden ve onu benim kadar çok seveceğini anlattı, seveceğini biliyordum bundan şüphem yoktu ama ondan ayrılmak?  Bir kaç gün müsade istedim kızdan, konuyu Aileme söylemedim ben tarttım düşündüm ve onu gerçekten seviyorsam çok daha mutlu ve özgür yaşayacağı ve en az benim kadar seveceğinden emin olduğum o kıza vermem şarttı.

Bir gün ailesi ile gelip kulübesi ile birlikte onu aldılar, o günü hatırladığımda hatta şuan bunları yazarken bile gözlerim doluyor, sonra Topaktan haber almak için her sabah ben kızı bekler oldum, çok güzel haberlerini de aldım, doğru bir karar vermiştim.

İlkokulda böyle duygusal sorumluluklar ve kararlar verebiliyor oluşumun en büyük etkisi ailemin bana verdiği bir canın sorumluluğu ve hayvan dostlarımdı.

Sonra dedim ki “benim daha küçük boyutta bir dostum olmalı” mahallede bir kedi doğum yapmış bütün yavruları malesef üstüne yattığı için ölmüş ve sadece bir tane tüy yumağı yemyeşil gözlü bir tekir kalmış, okula giderken gözüme çarptı aşık oldum, ondan sonra gecem gündüzüm o tekir oldu, korkak ve ürkek kaçıyor ama onu almayı kafaya koydum, bir iki hafta okula giderken ve döndüğüm de süt koyup kendime alıştırdım ve bana en çok güvendiği anda okul çantama atıp eve getirdim hem de gizli gizli, kedi besleyen arkadaşlarımdan öğrenmiştim, o zaman internet yok tabi, kedi kumu diye bişey de yok bildiğin inşaat kumu wc olarak kullanılıyor, kumunu, yatağını, mama kaplarını her şeyi tamam edip odamı ayarlayıp öyle haber verdim evdekilere, tabii ki kabul ettiler ve o tekir bizimle 22 yıl yaşadı 🙂 hayatımdaki herkesin tekirle bir anısı vardır yani 🙂

Geldik 2003 yılına; bir gün kardeşim kız arkadaşıyla elinde çirkin siyah birşeyle geldi, barınağa gitmişler öncesinde köpek yetiştirme çiftliğinden kız cins bir köpek almış, sonra barınakta gezerlerken kardeşim bu siyah yavruyu Pitbull’ların olduğu kafeste görmüş, neden orda diye sorduğunda ölecek o hasta, oynasınlar diye attık gibi dehşet verici bir cevap almış ve hemen alıp yavruyu bana getirmiş, o dönem nişanlıyım kafamda bin tane plan bir köpeğin sorumluluğu aklımdan geçmiyor ama o hasta olmasına rağmen hala sevgi vermeye çalışan haline inceden vurulmadım değil, deli gibi aşık olmam bir saatimi aldı, Dobra koyduk adını, minik bir Doberman yavrusuydu, tedaviler başladı, nefesini dinlediğim geceler, gözümü kırpmadan kucağımda uyuttuğum zamanlar derken kendini topladı ve sağlıklı bir yavru oldu.

Evde olmadığım bir gün kardeşimin kız arkadaşı gelip Dobrayı sevmek istediğini söylemiş, Dobra hala iki eline sığacak kadar küçük, kaşla göz arası alıp gidiyor onu, eve geliyorum annem kardeşimin kız arkadaşında olduğunu söylüyor, kardeşimi arıyorum yok biz görüşmüyoruz diyor yani bildiğiniz Dobra kaçırılıyor, ağlamaktan ve üzüntüden ne halde olduğumu tarif etmeye çalışmayım çünkü gerçekten anlatmam mümkün değil. Gece birden aklıma Pet Shop’lara bakmak geldi, nişanlımla gece İzmir’deki bütün Pet Shop’ları dolaşmaya, vitrinlerinde Dobra’yı aramaya başladık ve mucize oldu. Bir Pet Shop da vitrinde küçük bir kafesin içinde buldum onu, beni görünce öyle bir bağırmaya başladı ki, ben niye burdayım, sen neredesin kaç saattir der gibi! İnanın öyle bir saydırıyor ki bana, saat gecenin körü dükkan kapalı tabii ki onu orda bırakmam mümkün değil, bir şekilde mahalleyi ayağa kaldırıp telefonuna ulaştım dükkan sahibinin ve getirttim onu sağ olsun kırmadı geldi, kız oraya para ile satmış Dobrayı bizde parasını ödeyip aldık onu, yani bizim Dobra ile dostluğumuz biraz hareketli başladı, iki defa birbirimizi bulduk ve kavuştuk, iyi ki de başladı.

2-3 yıl sonra yaşayacağım ağır kalp kırıklığımda yanımdaydı, her şehir değişikliğimde yanımda o vardı, yeni taşındığım o boş evde bağlanmamış doğalgaz, gelmemiş eşyalarım yüzünden karlı İstanbul gecesini yorganın üstünde beni ısıtarak geçirmemi sağlayan yine o oldu, her mutluğumda, her üzüntümde, her başarımda, her başarısızlığımda, her zorluğumda beni o idare etti, her bolluğumda yine o vardı yanımda ama benden birşey beklemedi ve her zaman olduğu gibiydi, gözlerini gözlerime dikip ne hissettiğimi anlama çabaları beni hep olduğum kötü ruh hallerinden çıkarmaya yetti. Bir insanın onu anlamak için çabalayan bir canlıya sahip olmasından daha güzel bir hediye yok bu dünyada.

Şimdi ben 40 yaşındayım, hala sahip olduğum en güzel değer Dobra, o geldi 16 yaşına ve bir Doberman için oldukça mucizevi bir yaş, hala o yorgun gözleriyle ne hissettiğimi anlamaya çalışıyor, tutmayan bacaklarına rağmen beni takip etmeye, yanımdan ayrılmamaya çalışıyor ve biliyor musunuz sanki benim ondan başka bir değerlim olmadığının çok farkında, sanki giderse beni yalnız bırakacakmış gibi hissettiği için tutunuyor bu hayata, beni birine emanet etmek ister gibi bende çoğu zaman bana kilitlenmiş o bakışlarını okuyorum onun. Bir kaç ay önce ruhunu serbest bırakmak için konuştum onunla, iyi olduğumu daha da iyi olacağımı ve gitmek isterse gitmesi gerektiğini anlattım. Üzülmeyeceğime söz verdim ona, anladığına o kadar çok eminim ki beni!

O bana eşsiz bir yoldaş oldu, umarım o da benim için aynı şeyleri hissediyordur, hissettiğini biliyorum ama insan sevdiğinin üstüne titrer ya umarım her anında hak ettiği o güveni ve mutluluğu verebilmişimdir ona.

Her şeyi toparlayacak olursam, anlattığım bunca şey aslında size şunu söyleyebilmek içindi, bazen görüyorum, çocukların bir hayvan görünce yüzlerinde oluşan tarifsiz mutlulukla o hayvana dokunup sevmek istemesine hayııır dokunma pis o , hayır ısırır , elleme tırmalar diye bağırıp çocuğa kendi hastalıklı düşünce ve korkularını bulaştıran anne babaları. O çocuğun ruhuna o kadar büyük haksızlık yapıyorlar ki; bir hayvanı sevmenin, onunla dost olmanın insan ruhuna nasıl şeyler kattığını bir bilseler.

Ben koşulsuz sevgiyi, kinden uzak olmayı, empati yapmayı, sorumluluk almayı, aldığım sorumluluğun bilincinde olmayı, affetmeyi, mutlu olmak için dışa bağımlı olmamayı, şefkatli olmayı, vicdanlı olmayı ve daha sayabileceğim birçok yönümü hayvanlara borçluyum.

Siz korkabilirsiniz, sevmeyebilirsiniz, titizlikle kafayı yemiş olabilirsiniz ama sakın unutmayın ki bu saydığım bütün hastalıklı halleri çocuğunuza bulaştırıp yaşatma hakkına asla sahip değilsiniz. Bir hayvanın dostluğunu kazanmadan, onunla duygusal bağ kurmadan inanın dünyada her insanın yaşaması şart olan vicdani ve ruhani güzellikleri algılamanız mümkün değil. Kendinize de şans verin, illaki evinize alın demiyorum, sokağınızdaki bir ya da birkaç canla bunu yaşayabilir siniz! Hem uyanan o güzel duygularınız hayatınıza yansıyıp sizi mutlu edecek ve birçok şeye bakış açınız değişecek hem de o can bundan mutlu olacak, bu alışverişten daha güzel ne olabilir ki?

Böyle bir yazıda isteyerek ve bilerek bu canlara zarar veren insanlardan bahsetmek hiç içimden gelmedi, insanlar dedim özür dilerim, onlar sadece bir varlık, kötü bir varlık! Hiç bir canlı sınıfına sokamayacağımız bir tür işte. Tükenip bitmeleri tabii ki en büyük dileğimiz.

Yani özetle;

Hayvanlar sizin zengin fakir olmanıza bakmaz, başarılı ya da başarısız olmanızla ilgilenmez, güzel çirkin olmanız onlar için fark etmez… Lütfen sevin, onlar sevgiyi hak eden harika canlılar, yazının burasına kadar okuduysanız bence sizde onlar tarafından sevilmeyi hak eden bir insansınız! Lütfen sevin!

İnsanın insanlardan kaçışıdır hayvan sevgisi.

Aziz Nesin

Sevgiler…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*