Doğum Kontrolü ‘Sevgi’ Olsa Keşke

Bu dünyada anne baba olmak ve bizden bir İNSAN yaratalım hadi diyen her çift için tek bir düşüncem var; ne mutlu size,  kendinizi ne kadar değerli görüyor ve genlerinizi aktarma, devam ettirme yani sizden bir parça bırakmak için çırpınıyorsunuz.  Kenedinize duyduğunuz sevgiyi takdir etmemek olmaz…

İki insan birbirini gerçekten çok sevince bu dünyaya sevgi ile yoğuracakları, emekle şekillendirecekleri, özveriyle yetiştirecekleri bir insan, aşkın, sevginin vücut bulmuş halini yaratma arzusu içinde oluyor. Bundan daha doğal masum ve haklı bir güdü olamaz. Böyle insanlar çoğalmalı zaten, böyle insanlar aşk çocuklarını yaratmalı zaten…

 Bir çocuğun yaşama alanını çirkinleştirmeden, ego savaşlarıyla çocuğu germeden, paylaşım, aşk, hoşgörü ve sevgi ortamında büyütülen her çocuk emin olun ki genetik açıdan evrim rüzgarını arkasına almış çocuktur…

Tabii ki bir de bunun diğer yüzü var ki ziyan olan zavallı masum çocuklar ortaya çıkıyor…

Düşünsenize yaşın geldi diye seni evlendiriyorlar, evlendikten sonra bu sefer zamanı geldi diye çocuk baskısı geliyor, sen neyin içinde olduğunu anlamamışsın bile!

Çevre ne der, kadın/erkek kısır mı acaba çocuk haberi gelmedi daha?

Bir bireyi yetiştirecek güçte, istekte, imkanda, dolulukta ve hazırlıkta olup olmadığın kimsenin umurunda bile değil, onlara sorsan ne var canım doğuracaksın o kendi kendine büyüyecek…

Hele bir de hemcinslerimin bir yanlış hesaplaması ve tutumu var ki, mutsuz ve özellikle evliliğin yapısına tamamen ters olan durumları kurtarmak değiştirmek amaçlı çocuk yapalım belki adam eve bağlanır ya da çocuk yapalım kendimi garantiye alayım gibi akıllara zarar ve genelde ters tepip çocuğu ziyan eden bir hesap bu, insanın bu denli bencil olması sizi de dehşete düşürmüyor mu?

Sadece rahat ve konforlu bir hayat için bir adamın peşine takılan ve bunu garanti etmek içinde çocuk doğuran daha sonra o çocuğu her konuda kendine siper eden bir anne sizce analık duygusunun hakkını veriyor mudur?

Ya da;

Bunun daha gözü açılmamış iyi anne olur kafasıyla masum bir kadını kendine eş yapıp çocuk dünyaya getirip kendisi çakma kazanova edasıyla oradan oraya zıplayıp tüm ilgisini ve eğriti sevgisini başka kadınlara akıtan sorumsuz adam, babalık duygusunun hakkını veriyor mudur? Bunun bir de sevgiliye kapılıp evi barkı çocuğu unutup sırra kadem basan cinsi var ki düşman başına!

Bir çocuğu dünyaya getirmenin tek şartı sevgi olmalı oysa, ne çevre baskısı, ne evlendik sıra çoğalmakta kafası, ne genlerim devam etsin saplantısı, nede kendini güvenceye alma hesaplaması değil…

Çevremde o kadar çok görüyorum ki sevgisiz evde büyüyen hırçın çocuklar, çocuk dediğin masum olur etrafındaki şeylere zarar vermeyi, karşısındakine sinirlenince vurmayı nerden öğreniyorlar sanıyorsunuz, o çocuk kalmayacak ki toplumda bir birey olarak aramıza katılacak ve onunda çocukları olacak peki o çocuklar farklı mı olacak, tabii ki hayır!

Herkes gördüğü şeyi gerçeği sanıyor çünkü, aile ortamında ki sevgisizlik onun normali başka türlüsünü bilmiyor, yaşamamış ki!

Sonra hepimiz tek bir ağızdan bize ne oldu diyoruz. Aile yapısı neden bu kadar yozlaştı diye birbirimize soruyoruz! Çünkü sevgisiziz arkadaşlar, hesaplarımız, kitaplarımız, ideallerimiz sevginin öncesinde geliyor, sevgi saygı şartı yok artık ilişkilerde. İdealler birbirine yakın olsun yeter ya da bir tık üstü ne ideali? Sen erkeksin ben kadın başka şarta gerek mi var hadi çoğalalım?

Yazımın çıkış noktası olan ‘Doğum kontrolü sevgi olsa keşke‘ temennisini kendimce açmak isterim;

Bizi hayvanlardan ayıran özelliklerden matah birşeymiş gibi övünür dururuz, oysaki hayvanlardaki çoğalma içgüdüsünün bizde birebir aynı olduğunu reddetmek için kendimizi evlilik diye bir çatı altına almışız, onun altına sığınıp aynı içgüdü ile hareket edenlerimiz çoğunluğumuzu oluşturuyor, istedikleri kadar itiraz etsinler, gerekçe sunsunlar, karşı çıksınlar umurumda değil, hiç mi duymadınız etrafınızda evlenmek istiyorum diyen ve “aaa öyle mi kiminle?” dediğinizde; “ya aday yok çocuk istiyorum ondan!”  diyen biri. İşte bunlar o bahsettiklerimden!  Şahsen benim etrafımda 10 evlilikten 2 tanesi sevgi ile devam ediyor, 2. veya 3. evlilikte bunu yakalayanlar da var, tabii ki haklarını yemeyelim ama tabi konu her evlilikte bir çocuk olunca teması değişime uğruyor ister istemez.

Ben dilerdim ki öyle bir sistem olsaydı ki bir ömür sevgi ve saygı ile birbirlerine bağlı olmayacak çiftlerin doğal bir doğum kontrolü olsaydı, dünya üzerinde zoraki sevişmelerle sevgisiz dünyaya gelmiş ya da sırf anlaşmazlıklar yüzünden yuvadan uçana kadar çekirdek aile eksikliği ile büyümek zorunda olan tek bir insan evladı olmasaydı, asıl bu bizi hayvanlardan ayıran en temel özellik olmaz mıydı?

Fazla mı katı oldu?

Şimdi bana boşananların çoğunlukta olduğu insanlar kızıyor olabilir ne yani bizim çocuğumuz sevgisiz mi diye, o zaman şöyle anlatayım; ilkokul, ortaokul, lise, üniversite  dahil istisnasız bütün yakın dostlarım hep ayrılmış ailelerin çocuklarıydı, hatta neden hep böyle insanları çektiğimi de sorarım kendime ve yaşadıkları eksiklikler ilkokuldan üniversiteye kadar hep aynı ve sizin  cebine para koymanız, her istediğini yapmanız, annenin yeni kocası, babanın yeni karısı ile mutlu olmasının asla kapatamayacağı eksikliklerdi hele birde bu yeni evliliklerden yeni kardeşleri olduysa sormayın o burukluğu. Tabi bunlar size göre gayet hayatın akışı için normal olabilir, ben çocuklar açısından dikkatinizi çekmek istiyorum!

Ortaokul ve lisede sürekli kız arkadaşlarım 2 ay hatta 3-4 ay bize yerleşir, bizde bir müddet yaşardı. Mesela size en basitinden bir şey anlatayım; benim babam işten gelmeden akşam sofrası kurulur, babam işten gelip üstünü değiştirirken masaya oturulur beklenir ve babam ilk çatalını almadan kimse eline çatalı dahi almazdı. O başlar, sonra biz başlardık bu ortam bile onları o kadar mutlu ve hüzünlü yapardı ki hayatlarında böyle bir aile sofrasında annem ve babam yerine kendi anne babalarının olmayışının özlemini anlatırlardı, bayram sabahları erken kalkıp el öpme harçlık almal, hep beraber bayram sabahı kahvaltısı yapıp adet üzerine öğle yemeği babaanne ve akşam yemeği anneanne ziyaretleri onları o kadar mutlu ederdi ki, yani demem o ki bazı şeyler ayrıldıktan sonra çocuğa verilemiyor. Maddi olarak belki her şeyi verebilirsiniz ama insanız bunun duygusal boyutu maddiat ile kapanan bişey değil. Umarım boşanan insanlara ne anlatmak istediğimi doğru ifade edebilmişimdir.

Doğum kontrölü sevgi olsa keşke temennimin birde başka bir boyutu var ki bu biraz korkunç;

Sevgisiz birlikteliklerin masum çocukları…

Sonuçlarını görüp biraz daha anlattığımda aslında çokta katı olmadığını anlayacaksınız, çünkü öyle adaletsiz durumlar var ki bir düşünün bebeğini çöpe atanda var, tuvalet penceresinden atanda, tatile çıkmak için ufacık bebeğini eve bırakıp açlıktan ölmesine neden olanda var, döve döve öldürende!

Öte yandan birbirine delicesine bağlı olup 10 – 20 yıl bir bebek sahibi olmak adına tedavi görüp özlemle o bebeği kucaklarına almaya çabalayan güzel insanlarda…

Böyle düşündüğünüzde en güzel doğum kontrolünün sevgi ve hak etmek olduğunu bence sizde fark etmişsinizdir…

Demem o ki dünyaya bir ”İNSAN”  getirmek bu kadar kolay olmasa keşke…

Güzel ve masum bebeklerin hak ettiği tek şey güven ve sevgi ile büyümek, bunu sağlamakta biz yetişkinlere düşen görev…

Yazımı şimdiye kadar duyduğum en güzel evlilik teklifiyle bitirmek isterim;

Bir sabah aşk çocuğunun meraklı parmakları yüzümde anlam bulurken uyanmak istiyorum, benimle büyüyüp benimle büyütür müsün?

Sevgiler…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*